Venedik, Güzel ve Hüzünlü..

Adriyatik Kraliçesi..O kadar güzel ki..

“Venedik, bir kutu dolusu likörlü çikolatayı tek seferde yemek gibi”  der yazar Truman Capote..

Venedik, o kadar ilginç bir şehir ki, oraya adım atar atmaz çok farklı hissediyorsunuz. Sanki bu dünyadan değil gibi. Bir kere araba diye birşey yok. Tüm ulaşım deniz yolu ile sağlanıyor. Deniz taksi, deniz ambulans.. Venedik’in kara tarafı olarak adlandırılabilecek Mestre ise, daha gerçek bir şehir. İş hayatı da bu kısımda. Ada kısmı ile alakası yok. Bu arada Mestre’den söz açılmışken, eğer Venedik’e turla giderseniz tur şirketleri, kalınacak oteli genelde Mestre bölgesinde ayarlıyorlar. Mestre’den Venedik’e geçmek için otobüslere binmeniz gerekiyor. Bunu bilip gitmenizde fayda var. Venedik’teki otellerin pahalı olması, Mestre seçiminin önemli bir nedeni. Bu noktayı göz önünde bulundurun..

Piazza San Marco

San Marco Meydanı’nın denize yakın olan iki tarafında, iki sütun göreceksiniz. Sütunlardan birinde şehrin koruyucusu olan San Marco’yu temsil eden ve Venedik’in de sembolü haline gelmiş bronz aslan heykeli-ki bu kanatlı aslan heykellerine Venedik’in her yerinde rastlayabilirsiniz- diğerinde, San Marco’dan önce şehrin koruyucusu olan Theodora’nın heykeli var.

San Marco Bazilikası / Basilica di San Marco

Meydanda görülecek en önemli yapı. Dukalık Sarayı’nın yanındaki bu kilise, Aziz Markos’un 829’da İskenderiye’den getirilen kutsal kalıntılarını muhafaza etmek için yapılmış. Kilise, Yunan haçı biçiminde. Ortada daha geniş bir kubbeyi çevreleyen dört Bizans kubbesiyle örtülü. Ana kapısı üzerinde yaldızlı tunçtan dört at heykeli bulunuyor. Mahşerin Dört Atlısı olarak anılan at heykelleri 1204 yılında Venedik’e o zamanlar Bizans İmparatorluğu başkenti olan Konstantinapolis yani İstanbul’dan getirilmiş, daha doğrusu Haçlı Seferleri sırasında kaçırılmış. Orjinalleri yapının içinde. Bizim gördüklerimiz ise replika.

Basilica di San Marco

Mahşerin Dört Atlısı..figürler olağanüstü..

Kilisenin girişinde San Marco’nun kemiklerinin Osmanlılardan kaçırılışı resmedilmiş..

Şehrin bu en ünlü kilisesinin dış tasarımı altın yaldızlı Bizans mozaiklerinden oluşuyor. Bu yüzden kiliseye “Altınların Kilisesi” Chiesa d’Oro (Church of gold) de deniyor. Ve mozaikleriyle de ünlü bu yapı gerçekten büyüleyici güzellikte..Bak bak doyamıyorsun.. Bu kilisede yıl boyunca, çeşitli konserler oluyor. Vivaldi’nin bu muhteşem kentinde böyle bir fırsat yakalayabilirseniz sakın kaçırmayın..

Kilisenin içini gezmek için ilgi çok yoğun olduğundan ve bizim de vaktimiz kısıtlı olduğundan içini gezemedik. Seyahat detaylarınız belliyse buradan rezervasyon yapmanızı öneririm.

 

Çan Kulesi / Campanile 

San Marco Meydanı’nda bulunan bazilikanın Çan Kulesi 99 metre yüksekliğinde. İlk kez 1514 yılında yapılmış. Ancak 1902’de yıkılmış ve 1912’de yeniden yapılmış.. Şehri tepeden görmek isterseniz Campanile di San Marco’ya çıkabilirsiniz. Venedik’in bu en yüksek kulesi, önceleri atış kulesi ve deniz feneri olarak kullanılıyormuş. Bu kuleye asansörle çıkılabiliyor.

Sansovino Kütüphanesi / Libreria di San Marco

Meydana ulaştığınızda sizi karşılayan bir diğer yapı Sansovino Kütüphanesi. Mimar Palladio’nun eseri ve San Marco Meydanı’nın batı tarafı boyunca uzanıyor. Bu kütüphanede nadir eserler mevcut.. Meydana gotik ama bir o kadar da güzel bir hava katmış.. Altında ünlü cafeler var..

San Marco’nun harikulade çerçevesi..

Torre dell’Orologio / Saat Kulesi 

San Marco Meydanı’ndaki saat kulesi..15. yüzyılda yapılan kulede Burç sembolleri tasvir ediliyor. Kulenin yukarısında iki bronz insan heykeli var. Bu heykellere Mori deniyor. Kuleye asansörle çıkılabiliyor. Saat 24’e bölünmüş ve yelkovanı yok. Bu kule, Ay Harekatı filminde James Bond’un düşmanını aşağıya attığı kule aynı zamanda 🙂

kulenin mavi kadranlı saati ve Mori’ler..

 Dükler Sarayı / Palazzo Ducale 

San Marco Kilisesi’nin hemen yanında bulunan Dükler Sarayı‘nı incelemekte şimdi sıra. Saray, İtalyan gotiğinin ve İtalyan rönesansının en önemli örneklerinden sayılıyor. Venedik’e ticaret amacıyla gelenleri etkilemek için güç sembolü olarak yapılmış. Sonra Venedik düklerinin resmi konutu ve yönetim merkezi olmuş. Burası zaman içinde yer yer yangın geçirip, tabloları ve sanat eserleri zarar görmüş. Kayıpları gidermek içinse ünlü sanatçılara tablolar ısmarlanmış. Ön cephesinde pembe ve beyaz mermerler olan bu yapı, geometrik şekilli süslemeleriyle de son derece güzel..

Dükler Sarayı’nın ihtişamlı detayları..

Ponte dei Sospiri / İç Çekiş Köprüsü

Meydanda vakit geçirdikten sonra sahil kısmında yürümeye başlıyoruz. Karşımıza İç Çekiş Köprüsü çıkıyor. Diğer adlarıyla Pişmanlık veya Ahlar Köprüsü.. Hapse mahkum edilen suçlular, bu köprüden geçerken muhteşem manzaraya son bir kez bakar, bu güzelliği bir daha yıllar sonra göreceğini ya da hiç göremeyeceğini düşünerek pişmanlık duyarlarmış. Köprü beyaz kireç taşından yapılmış. Pencerelerinde taş parmaklıklar var. Antoni Contino tarafından tasarlanmış. Köprüye adını, Lord Byron vermiş. Efsaneye göre çiftler, güneş batarken bu köprünün altında öpüşürlerse aşkları sonsuza kadar sürermiş. Buna gülünebilir evet 🙂

Ponte Dei Sospiri

Ponte Dell Accademia / Accademia Köprüsü

Venedik’i keşfe devam.. Ponte Dell Accademi’ dan geçiyoruz. Büyük Kanal üzerindeki köprülerden biri. Bu köprünün en önemli özelliği sanıyorum üzerinde taşıdığı kilitler.. Kilitler evet:) Aşk kilitleri.. Kilitlerin üzerine isimlerinizi yazıp köprüye takıyorsunuz ve aşkınız artık ölümsüz..:) PS: Biz takmadık 🙂

Venedik aşk kilitleri..

Ponte di Rialto / Rialto köprüsü

Şehrin en ünlü köprüsü..Büyük Kanal üzerinde 1592’de inşa edilmiş. O kadar güzel o kadar etkileyici ki.. Geçmiş yüzyılların izlerini gururla taşıyor. Renkli bir köprü. Civarı oldukça turistik.. Köprüyü seyredin ve bolca fotoğraf çekin.. Bir Venedik gezisinin olmazsa olmazı, Büyük Kanal Turu.. Kanala, İtalyanca Canal Grande deniyor ama Venedikliler Canalasso demeyi tercih ediyorlar.  3800 mt. Uzunluğunda ve ters S şeklindeki bu kanalı gezmek için, tren istasyonunun hemen yanından kalkan 1 numaralı vapura biniyorsunuz. (Vaporetto Numero 1) İşte biz, Rialto’yu gündüz vaparettodan gördük.

muhteşem Ponte di Rialto../ amazing Ponte di Rialto..

Santa Maria della Salute Bazilikası / Basilica di Santa Maria della Salute

Burası adından da anlaşılacağı üzere sağlık kilisesi. Aynı zamanda bir Katolik kilisesi. Çok kötü bir veba salgını, 1629-31 yıllarındaki veba salgını Venedik’i kırıp geçirmiş. Salgın bittikten sonra Venedikliler, şükranlarını sunmak üzere bir sağlık kilisesi yapmaya karar vermişler. Baldassare Longhena tarafından tasarlanan kilise, mermer tozuyla kaplanmış tuğladan yapılmış. Bu kilise birbirinden güzel fotoğraf kareleri verdi bize..

Basilica di Santa Maria Della Salute

Bu kilisenin hemen yakınında Basilica di San Giovanni e Paolo / Santi Giovanni ve Paolo Kilisesi var. Oralarda iken burası da dikkatinizi çekecektir. Burası Dominikan mezhebine ait. Komple tuğladan ve gotik tarzda yapılmış. Biz dışını gördük, içinde yağlı boya tablolar varmış.

Santi Giovanni ve Paolo Kilisesi
aşk aşk hep aşk

Venedik’in görülecek başlıca yerlerini gezdik..Şimdi biraz çarşısında ve sokaklarında vakit geçirme zamanı..San Marco Meydanı’nın sahile doğru değil de içeri kısımlarında bir çarşı var. Bu çarşıda hediyelik eşya ve tabi ki maske satan dükkanları da bulabilirsiniz.

çarşıdaki dükkanlarda ünlü Murano camlarından yapılmış orjinal figürler var

Venedik Maskeleri;

Venedik deyince akla ilk gelen imgelerdendir maskeler. Birbirinden güzel, birbirinden ilham verici bu harika maskeler, Ortaçağ’ın tüm baskıcı kurumlarına, insanların eşit olduğunu hatırlatma çabasıymış aslında. Kentte meydana gelen veba salgınında ilk önce doktorlar takmaya başlamış bu maskeleri. Halktan ayırdedilebilsinler diye. Ama sonraları, bu durum kabuk değiştirmiş ve hatta maskeler fetiş bir obje halini almış Venedik için. Venedik’te hemen hemen her dükkanda satılan bu maskelerden almayı ihmal etmeyin. Dikkat edin, el yapımı ve gerçek İtalyan olsunlar..

Maskeler aklınızı başınızdan alabilir.. Hangisi daha egzantrik?

Şehrin iyice içlerine gidiyoruz şimdi..Kaybolmaya..

Labirent gibi bir şehir Venedik. Yalnız dikkat! Labirent kelimesini burda mecazi anlamda kullanmadım:)  Sokakları gerçekten bir labirent kadar dar ve iç içe. Çok karışık gelebilir. Ama kaybolmak zaten Venedik’ te dolaşmanın en keyifli yanlarından biri.. Hiç kasmayın ve kaybolmanın dayanılmaz hafifliğini yaşayın..

Zamanı daha bol olanlar için Venedik’te görülmesini önereceğim birkaç yer;

Gallerie Accademia; Venedik gezilecek yerler listesindeki en önemli müzelerden., Accademia köprüsü altında. Tiziano’dan Pieta, Tintoretto’dan Aziz Markos’un Kaçırılışı gibi ünlü eserler görülebilir. 

Ca’Pesaro; Grand Canal üzerinde bulunan barok tarzı bir saray ve Matise, Klimt, Kandisky gibi ünlülerin çalışmalarına ev sahipliği yapıyor.

Teatro Le Fenice (The Phoenix); Avrupa’da en çok bilinen opera salonlarından biri. Birçok prömiyere ev sahipliği yapmış. San Marco meydanına 300 mt. mesafede. 

Correr Museum, 18. yüzyıla ait tarihi objeler ve 13. ve 16. yüzyıllara ait resim ve heykellerin sergilendiği önemli bir müze. Ayrıca müze içerisinde eski ilginç kadın ayakkabıları koleksiyonu görülebilir. Müzenin girişi San Marco Meydanı’nda..

Naval Museum, İkinci Dünya Savaşına ait bazı eşyaların ve İtalya’da yapılan bazı nesnelerin bulunduğu bir müze. Naval Museum’da meşhur Bucintoro gemisi görülebilir. Çin ipekleri ve  Viking çalışmaları var. Tarihte Venedik’in deniz ticareti bakımından önemli olduğu düşünüldüğünde, vaktiniz varsa görün derim. Deniz ile bağlantılı ürünler olduğu için, özellikle ilgilisiyseniz ziyaret etmenizde fayda var. 

Veee şimdi Gondol zamanı 🙂 Yeni yılın ön karşılamasını gondolda yapacağız.. Bir sonraki postta..

 

♥♥

2 Comments

  • İtalya, kuzeyden güneye merak ettiğim birçok şehre sahip. Ama sanırım en çok merak ettiğim Venedik ve kanalları. Birkaç on yıl ya da yüz yıl sonra iyice denize gidecek olması daha da ilginç kılıyor. 2016 için karnaval zamanına biletlerimizi aldık. Venedik’in tadı karnaval zamanı daha güzel diyorlar bakalım gerçekten öyle mi? 😀

    • kesinlikle öyle.. yani öyleymiş 🙂 ben christmas’da ve 31 aralıkta ordaydım, harikaydı. Ama sanıyorum karnaval zamanı çok daha güzel olur. Bu seyahat için şimdiden heyecanlanmaya başlayın bence 🙂 şimdiden keyifli seyahatler..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir