Floransa’nın Lezzetli Hali..

Floransa’da Ne Yenir Ne İçilir..?

Bir ülkeyi, bir şehri tanımak için sadece tarihi eserleri görmek değil, sosyolojik yapısını, insanlarını, yeme-içme kültürünü de öğrenmeye çalışmak gerekiyor. Bu, bizim gittiğimiz her ülkede gerçekleştirmeye çalıştığımız birşey. O yüzden Floransa’ya gidildiğinde, buranın yeme-içme kültürünü de özellikle yaşamak, bilgi sahibi olmak lazım. Bu gastronomi açısından çok önemli bölgede ne yenip içilmeli konusunu detaylıca bakmaya çalışalım.

Floransa’daki ilk öğle yemeğimizi ara sokakların birinde rastgele girdiğimiz bir pizzeria’ da yedik. Ancak aldığımız pizza hem çok soğuk hem de çok yağlıydı. Bildiğiniz kötüydü yani. İnce İtalya pizzasıyla alakası olmayan bu ayaküstü pizzalardan yemek isteyenlere vitrinini iyice incelemelerini tavsiye ederim. (pizzayi sıcak seviyorsanız mutlaka “caldo” diyerek uyarın)

Bu ilk kötü pizza deneyimimizden sonra; methini çok duyduğumuz Gilli’de aldık soluğu. Cumhuriyet Meydanı (Piazza Della Repubblica)’da bulunan bu çok ünlü, lüks ve 18.yüzyıldan kalma pastanenin kahvesiyle biraz yorgunluk attık. Bir de anavatanında denemek istediğimiz tramisu siparişi verdik. Tadını bildiklerimizden oldukça farklı bu tiramisular, daha çok krema dokusu ve tadında. Tabii ki çok güzel. Ayrıca, meydanın tam ortasında olmasından dolayı, bu cafede oturmak oldukça keyifli. Kahvenizi içip yorgunluğunuzu atarken, sokağı ve İtalya insanını izlemek güzel..  Gilli’ nin fiyatlarına gelince; Kahveler 4,5 € civarı, tiramisu 8 €, meyveli dondurma 9 € idi. Biz, 5 kahve, 2 tiramisu ve 1 dondurma için 58 € ödedik.

 

Gilli’de kahve keyfi..

Burada yediğimiz dondurmanın ise, eşsiz bir tadı olduğunu söyleyemeyeceğim. Peki eşsiz dondurma nerde diye sorarsanız, size Gelateria Santa Trinita’ yı şiddetle tavsiye ederim. Hatta hayatımda yediğim en iyi dondurmaydı desem abartmış olmam. İpeksi dokusu ve enfes tadı ile harikaydı.  Özellikle, kara susamlı (çörekotlu) gri dondurmasını ve fıstıklı (pistacchio) deneyin. (İsterseniz satın almadan deneme tadımı yapabiliyorsunuz, minik kaşıklarda tattırıyorlar).

Mekan, Ponte Vecchio’dan yürüme mesafesinde. Ponte Santa Trinita (Santa Trinita Köprüsü)’ nın hemen önünde.

Gelateria Santa Trinita’nın içinde küçük bir şarap butiği de var..

Dondurma molasından sonra, hemen karşınızdaki Ponte Santa Trinita (Santa Trinita Köprüsü)’da, fotoğraf için köprünün benzersiz karelerini kaçırmayın..

Otelimizde kısa süreli bir dinlenmenin ardından akşam yemeği için tekrar çıkıyoruz. İlk akşam Ristorante Lorenzo De Medicideyiz. İlk olarak çorba aldık. Ribollita denen bu çorba, Toskana Bölgesinin bilinen en tipik ve geleneksel yemeği. Mutlaka tadılmalı. Çok yoğun püre kıvamında bir sebze çorbası. Ve tadı gerçekten güzel. Bu çorbaya crostini dedikleri, küçük kızartılmış butik ekmekler eşlik etti. Crostini ve brushetta dedikleri ekmekler de mutlaka denenmeli. Brushettaları İtalya’nın heryerinde bulmanız mümkün. Ama Toskanalılar sahiplenmiş. Kalın dilimlenmiş, odun ateşinde hafifçe kızartılmış, üzerine zeytinyağı gezdirilerek deniz tuzu serpiştirilmiş köy ekmekleri bu brushettalar.. Çok güzeller.

Ribollita denilen sebze çorbası mutlaka denenmeli..

Gerçek ince İtalyan pizzası ve bolonez soslu spagettisi, lazanyası ile başarılıydı. (Makarnalar 7-9 €, risottolar 8 €, biftek 12 € civarı idi). Bu lezzetlerin yanında, adını Toskana’daki bölgeden alan ve Chianti denen Toskana Bölgesi’nin en ünlü şaraplarından aldık. Merlot’a oldukça benzettiğim bu şarabın içimi oldukça yumuşak ve güzeldi. Bu şarapları, şehir merkezindeki küçük şarap butiklerinden oldukça uygun fiyata edinebilirsiniz. Ayrıca ev yapımı şaraplardan (vino di casa) da denemelisiniz.  Toskana Bölgesi’nde en çok kırmızı şarap üretiliyor. “Şarapsız sofra güneşsiz güne benzer” sözü, Toskana’nın şaraba verdiği önemi de açıklar zaten.

başarılı bir lazanya ve Chianti..
tamamen Floransa’ya özgü Floransa bifteği de mutlaka denenmeli..

Akşam yemeğinden sonra bir şeyler  içmek için Hard Rock Cafe’deyiz.

Hard Rock Cafe..

Ne içmeli konusunda fazla düşünmeye gerek yok. İtalyanların ünlü kokteylleri Bellini istiyoruz..

Bellini..Salute!

Pizza, makarna, meşhur Floransa bifteği ve ünlü şaraplarını, Floransa’nın hemen her yerinde önünüze çıkabilen trattoria ve restaurantlarda yiyebilirsiniz. Her mekanın önünde menü ve fiyatlar yazıyor. Göz atmadan girmeyin.

Genel olarak Toskana Bölgesi ve Floransa, tam bir gurme bölge olduğundan, buralara gelmişken, damak zevkinizi geliştirmeyi de asla ihmal etmeyin derim.

Çorba olarak ribollita dışında, yine Toskana Bölgesi’nin ünlü domates çorbası Pappa al Pomodoro’yu da deneyin.. Bu her iki çorba da ayrıca oldukça doyurucu iyi birer vejeteryan seçenek.

Cantuccini denilen tatlı, gevrek ve tadı acıbademe benzeyen İtalyan kurabiyelerini de deneyin. Bunları Toskana’nın her yerinde bulabilirsiniz. Bu bademli kurabiyelerin asıl yeri yine Toskana Bölgesi’ndeki Prato kenti olduğu için, Prato kurabiyesi de deniyor. Toskanalılar, bu kurabiye çeşidiniVino Santo adı verilen koyu renkli ve koyu kıvamlı ünlü beyaz şaraplarına batırarak, akşamüstü aperitivo saatlerinde yiyorlar. Toskana’da çok tercih edilen mükemmel bir ikili..

Burası tam gurme bir bölge ve hakkını vermek lazım demiştim. Özellikle bizim ülkemizde pek bulunmayan genel peynirlerden de tatmanızı öneririm. Koyun sütünden yapılmış peynirler, özellikle pecorino (parmesanı andıran, sert ve keskin bir tadı vardır) ve ricotta (daha kremamsı ve aperatif olarak tüketilen bir peynirdir) mutlaka deneyin. (Pecorino peynirini, başka tatlılarda da kullandıkları kestane balıyla servis edildiğinde inanılmaz bir tat oluyormuş-benim deneme fırsatım olmadı).

Mascarpone, özellikle tiramisularda kullandıkları, çok yağlı, kaymak tadında, yumuşak bir peynir. Şarapla karamelize edilmiş armut üzerine de kullanıyorlar.Tiramisularda labne yerine kullanılmalı. İtalyanlar, tiramisularını bu peynirle yaptıklarından oradaki tiramisular çok daha lezzetli.. (Türkiye’de marketlerde satılıyor ama pahalı derseniz evde de yapılabilir.)

Ayrıca, inek sütünden yapılan ve uzun süre asılarak bekletilip tütsülendiği için ayrı bir lezzeti olan Provolone’ yi de özellikle is kokulu peynir sevenlere öneririm.  Tüm bu peynirleri, şarapla aperatif olarak tadabilirsiniz. Oldukça keyifli olacaktır. Tatlarını beğenmeseniz bile denemiş olun. Fikir sahibi olmak iyidir:)

Panzanella (ekmek salatası) denilen bir salataları var. Domates,salatalık,kırmızı soğan,nane, fesleğen ve yağa batırılıp ufalanmış bayat ekmekler ile yapılıyor. Sos olarak, limon ve zeytinyağı kullanılan bu salata da bizim damak tadımıza oldukça uyuyor.

 

 

Gece için önerilen barlar;

Slowly Bir kokteyl bar ve lounge.

Doris Bar-lounge ve gece kulübü.

Yab (You are beautiful); Supper Club-lounge

Bu gece kulüplerindeki fiyatlar hakkında bilgim olmadığından burada paylaşamıyorum. Bizim Floransa’da bulunma nedenimiz daha çok sanat-mimari olduğundan hem gündüz yorulup hem de gece geç saatlere kadar kalmaktansa otelimizde dinlenmeyi seçtik. O yüzden yorgunluğumuzu, akşam Hard Rock Cafe’de, İtalya’nın meşhur kokteyli Bellini ile attık. Mutlaka denenmeli.

Toskana mutfağı lezzetleri kısa bir seyahate sığdırılamayacak kadar engin. Ama en azından siz deneyebildiğiniz kadarını deneyin. Daha derinlere gitmek isterseniz bu bölgede gastronomi turu veya şarap turu yapabilirsiniz.

Floransa’dan ayrılmadan şehrin içinde bulunan gourmet dükkanlarından, bölgeye özel soslardan, rengarenk devasa spaghettilerden ve Pici denilen kalın çubuk makarnalardan almayı unutmayın..

şehrin içindeki gurme dükkanlarda yerel lezzetler var

Floransa’da Alışveriş;

Floransa’nın biraz dışında Gucci, Emilio Pucci, Giorgio Armani gibi ünlü markaları indirimle satan çeşitli outletler bulunuyor. Bunların en büyüğü The Mall..Floransa’ya 30 dk.uzaklıkta..

Floransa’nın en büyük açık hava pazarı Le Cascine, sadece Salı sabahları kuruluyor. Yiyecek, giysiler ve ev eşyaları mevcut.

Duomo yakınlarındaki Santa Lorenzo pazarında ikinci el ve ihraç fazlası giyim-kuşam ve aksesuar bulmak mümkün.

Bir diğer Pazar, Uffizi Sarayı’nın yanında kurulan bit pazarı. Burada yok yok. Her ayın son Pazar günü kuruluyor.

Floransa, Toskana Bölgesi’nin ilk adımı. Floransa’yı iyice keşfettikten sonra bir araç kiralayıp, Toskana’nın müthiş manzaralı yollarından geçerek mümkünse turunuza devam edin.. Toskana’nın Floransa dışındaki ana kentleri, Pisa, Siena, Arezzo, Cortona, Montepulciano ve San Gimignanoolarak sayılabilir. Bölgenin güneyindeki Montalcino da görmeniz tavsiye edilen yerler arasında. Dar sokaklarında kaybolabilir orada İtalya’nın en ünlü şaraplarından Brunello ve Montalcino’yu tadabilirsiniz. Hatta Floransa’da değil de, bu kasabalardaki ortaçağ otellerinin birinde konaklayıp gündüz Floransa’ya geçebilirsiniz. Tamamen kalacağınız gün sayısına bağlı. Ayrıca Floransa’nın hemen yakınındaki (17 km) ova kenti Prato da görülmeye değer sayılıyor…

Floransa gerçek anlamda harikulade bir şehir. Bir hazine. Bir masal. Bir rüya. Çok etkileyici. Güzelliğini ne kadar anlatmaya çalışsam az. Ancak yaşanır bu şehir..

♥♥

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir