Izmir..♥ Smryna..♥

♥La Perle de L’Lonie.. 

“İzmir bir prensestir” der ünlü yazar Viktor Hugo. Öyle gerçekten. İzmir bir prenses hem de eşsiz bir prenses..

Doğma büyüme İzmirliyim.. Ailem halen orda ve ben de her geçen gün daha fazla özlüyorum İzmir’i.. İzmir’e en son gittiğimiz bir iki günde Aysam’ı özellikle görmesini istediğim yerlere götürdüm. Tabi asıl planımız ağustos sıcağında İzmir’de kalmak değil, Dikili-Ayvalık taraflarına kaçmak olduğundan gittiğimiz yerleri sadece “görebildik”. Bir sonraki İzmir seyahatimde çok daha detaylı bir post hazırlamayı düşünüyorum..

Aysam’ı ilk önce, Ulu Önderimiz Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın Karşıyaka’daki mezarını ziyarete götürdüm.. Mezar, Karşıyaka istasyonundan girilen Zübeyde Hanım Caddesi’nin üzerinde yer alıyor. Bir parkın içinde. Bizim nerdeyse her gün önünden geçtiğimiz anıt mezar, Aysam için ilk kez ziyarete geldiği bir yer olarak son derece önemliydi.

Karşıyaka İzmir’in karşı yakasıdır. Görülebilecek diğer yerler, Yamanlar Dağı’ndaki Krater Gölü, Kuş Cenneti ve Latife Hanım Köşkü Anı Evi’dir.

Anıt mezardan ayrılıp hızlıca karşıya yani İzmir’e geçiyoruz. ( Biz Karşıyakalıların deyişiyle 🙂 ) Tarihi asansörü görmeye.. Bu bölgeler tam eski İzmir.. Ne hoş!

Dario Moreno Sokağı

İnce, eski Rum evlerinin ve havasının bulunduğu şeker bir sokak Dario Moreno Sokağı. Moreno, Yahudi asıllı Türk gitarist, piyanist ve sinema sanatçısı. İzmir aşığı.. “Deniz ve Mehtap“, “Seni Beklerim Öptüğün Yerde”  desem…İşte bu şarkılarla unutulmaz oldu. Şarkılarını Nilüfer, Adamo gibi sanatçılar seslendirdi. Hatta buraya tıklayarak bu enfes Moreno klasiği eşliğinde okuyun bence bu postu..

Moreno, ilk önce Bar Mitzvah törenlerinde şarkı söylemeye başlamış ve sokak şarkıcılığından sonra Kordon’da eskiden şimdiki Nato Binası’nın yerindeki Marmara Gazinosu’nda söylemiş ve çok zor geçen bir hayatın ardından yıldızı parlamış.O sıralar annesi Madam Roza ile Mithatpaşa Caddesi’ndeki Asansör semtine taşınmışlar. Ve evleri de bu sokaktaymış.  1992 yılında İzmir Belediyesi’nin aldığı kararla sokağa Dario Moreno ismi verilmiş. 2009’da da sokağın başına Dario Moreno ve Enrico Macias’ın büstleri törenle konulmuş. Törene Cezayir asıllı Fransız şarkıcı Enrico Macias da katıldı ve kendisine Konak ilçesinin altın anahtarı verildi.

Dario Moreno, İzmir’e olan aşkını şu satırlarla anlatmış. Bu satırlar, büstünün hemen yanında yer alıyor.. Ve bu aynı zamanda O’nun vasiyeti..

İzmir! Tatlı ve sevgili şehrim, bir gün şayet senden uzakta ölürsem beni sana getirsinler. Fakat mezarıma götürürken öldü demesinler, uyuyor desinler koynunda tatlı İzmir’im..

Bu vasiyete rağmen İzmir’e gömülememiş, İsrail’e taşınan annesi Madam Roza’nın ısrarıyla İsrail’de defnedilmiş..

Dario Moreno-Enrico Macias

Sokaktan tarihi asansör binasına doğru ilerliyor ve asansörle yukarı çıkıyoruz.

Tarihi asansör kulesi, 1907’de işadamı Nesim Levi (Bayraklıoğlu) tarafından yaptırılmış. Yaptırılma amacı, biri diğerinden 58 metre yüksekte bulunan ve 155 basamaklı merdivenle çıkılabilen iki sokak arasındaki ulaşımı daha kolay kılmakmış. Nesim Levi’nin bir dostu bu merdivenlerde bacağını kırınca, böyle bir fikir geliştirmiş. Kulenin tuğlaları Marsilya’dan getirilmiş ve aralıklarla çeşitli restorasyonlar geçirmiş. En son restorasyon ise İzmir’in sevilen belediye başkanı rahmetli Ahmet Piriştina zamanında yapılmış. Kuleye çıkıldığında oradaki ahşap balkondan kartpostallardaki enfes İzmir manzarası ile karşılaşıyorsunuz. İzmir’e burdan bakıp, silüetinin düzgünlüğünü ve güzelliğini görüp bu enfes şehre bir kez daha aşık oluyorsunuz. ♥

kartpostallardaki İzmir..

Zamanımız az.. Ve yorulduk.. Tatlı yorgunluk tabi.. Dinlenmemiz lazım.. Ve ben bunun iyi bir yolunu biliyorum.. İstikamet: Kordon…♠

Kordon-Alsancak Bölgesi, İzmir’in merkezi durumunda. İkamet için de oldukça hoş bir yer. kordon boyunca çok sayıda restaurant,bar ve pub göreceksiniz. Bu arada pek çok Levanten ve Rum bu bölgede oturmakta. İzmir’in Alsancak, Karşıyaka, güzelyalı gibi semtlerinde Levantenlere ait köşkler bulunmakta..

Kordon’da güneşi batırıyoruz..

Artık keyif yapabiliriz.. Yemeğe annemdeyiz.. Şimdi sadece bir drink alacağız.. 🙂

midyeyi sadece İzmir’de seviyorum..

Kordon’da güneş batımı müthiş keyifli.. Hangi mekanda oturduğumuzu sormayın, çünkü bakmadım 🙂 Kendi memleketimde kendimi turist olarak hissetmediğim için sanırım.. Yalnız şunu söyleyebilirim.. Mekanlar yanyana ve birbirinin neredeyse aynısı. Lise yıllarında La Sera’yı tercih ederdik hep..Hala duruyor.

Kordon’daysanız mutlaka rakı-balık keyfini de yapın. Bu sefer bizim zamanımız yok. Ama siz gitmek isterseniz, Veli Usta Balık Pişiricisi öne çıkan bir mekan.  Oralarda mutlaka İzmir’in sütlü balığını deneyin. Tabi ki enfes Ege otları ve mezeleri eşliğinde..

Kahve içmek için Sakız Adası  denilen mekanın methini duydum. Yunan işadamları imiş sanırım sahipleri. Mekanı ya da kahvelerini denemedim. O yüzden fikir veremiyorum. Sadece belki siz denemek istersiniz diye bilginiz olsun istedim.

Eğer İzmir’i tepeden seyretmek istiyorsanız Hilton Oteli’nin en üst katındaki bara çıkın. Cam kenarındaki koltuklardan birinde yerinizi alın, bir içki eşliğinde İzmir’i seyredin..

Güneşin batışını biralarımızla keyifle izlemeye devam ediyoruz.. Tatlı sohbetler eşliğinde.. Çok geç olmadan eve gideceğiz. Sabah erkenden Dikili’ye hareket ediyoruz..

En kısa zamanda yine sendeyiz İzmir…

“İzmir bir prensestir.. Çok güzel küçük şapkasıyla.. Mutlu ilkbaharlar durmaksızın O’nun çağrısına yanıt verir. Nasıl vazo içindeki çiçekler gülümserse, O da denizler arasından ışıldar..Hatta Arşipel’in yaratılışından çok daha tutkulu.. ” Viktor Hugo- La Captive adlı şiirinden..”  

 

♥♥

3 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir