Akropolis Atina

Akropolis antik çağ literatüründe ‘tepedeki şehir’ anlamına geliyor biliyorsunuz. Atina Akropolisi dünyadaki akropolislerin en ünlüsü.

Atina’ya gittiğinizde görmeniz gereken ilk yer burası. Hadi Atina Akropolis’inde göreceğiniz en önemli eserlere bakalım..

Partenon

Akropolis’in içindeki en büyük ve görkemli tapınak. Genelde Akropolis denince akla bu görkemli yapı gelir. Halbuki Parthenon, Akropolis’in içindeki yapılardan biridir. Atina kentinin baş tanrıçası ve koruyucusu Athena (Roma mitolojisinde Minerva olarak biliniyor) adına yapılmış. Hatta Atina şehri ismini bu tanrıçadan almış. Athena savaş tanrısı ama savaşın zeka ve strateji yönünü simgeliyor. Diğer savaş tanrısı Ares gibi kaba gücü değil.. Athena heykelleri genelde başında miğferlidir. Oradan tanıyabilirsiniz 🙂IMG_8473

Parthenon biz gittiğimizde ne yazık ki restore ediliyordu. Her tarafı sevimsiz iskelelerle çevriliydi. Fotoğraf çekmek için can atıyordum ama bu manzarayı görünce birkaç kare ile yetindim. Yılın çoğu zamanı bu şekildeymiş ve güçlendirme çalışmaları hep devam ediyormuş. Yine de elbette son derece güzel ve görkemliydi.

Erekhteion

 

Parthenon’dan sonra Akropolis’teki en önemli yapı. Athena ve Deniz Tanrısı Poseidon (Roma Mitolojisi’nde Neptün) onuruna yapılmış. Bazı kaynaklar ise tapınağın efsanevi kral Erekhtheus adına yapıldığını söyler.

Burası ayrıca Athena ile Poseidon’un Atina şehri için savaştığı yer.. Athena ve Poseidon şehrin sahibi olmak ister. Kimin şehrin sahibi olacağına karar vermek için bir yarışma yapılmasına karar verilir. Bu yarışmaya göre bu iki Tanrı’dan şehre daha faydalı şeyi yapan şehrin sahibi olacaktır. Poseidon, meşhur üç dişli asasını yere vurunca yerde büyük bir yarık açılır ve yarıktan işe yaramayacak tuzlu su çıkar. Sonra Athena gelir ve o da toprağa vurur. Topraktan bir zeytin ağacı yükselir. Halk, zeytin ağacını faydalı bulur ve şehir Athena’nın olur. Şehrin sembolü de o andan beri zeytin dalıdır.

Yapıda bir Karyatit Balkonu var. Ben yapının en çok zarif görünümlü bu karyatitlerine bayıldım. Hepsi peplos giymiş. (peplos, Antik Yunan’da kadınların giydiği dikişsiz giysi) Tabi ki orijinal değiller. Orijinal 5 tanesi Akropolis Müzesi’nde sergileniyor.  Kalan 1 tanesi Lord Elgin isimli İngiliz bir aristokrat tarafından bir savaş sırasında Atina’dan kaçırılmış. O yüzden bunlardan kalan 1 tanesi British Museum’da sergileniyor. Bu karyatitlerin benzerlerini Louvre Müzesi’nde görmüştüm. Onlar da son derece etkileyiciydi. Louvre karyaditleri için tıkla.

Dyonisos Tiyatrosu

Akropolis’in güney yamacında bulunan iki tiyatrodan biri. Şarap Tanrısı Dionysus (Bağbozumu Tanrısı da deniyor, Roma mitolojisinde Bacchus olarak biliniyor) onuruna yapılmış. Dionysus adına düzenlenen festivallerde kullanılırmış.  Yunan tiyatro gösterilerinin ilk burada başladığı söyleniyor. Dionysus adına yapılan bağbozumu şenlikleri ile tiyatronun temelleri atılmış.

 

Herodes Atticus Odeon

Yunan aristokrat ve sofist Herodes Atticus’un karısı anısına yaptırdığı mükemmel tiyatro. Herodes Atticus oldukça zengin ve soylu bir aileden geliyormuş. Odeon, Yunan mitolojisinde müzik, tiyatro gibi etkinliklerin yapıldığı yapılar anlamında kullanılıyordu. Bir nevi tiyatro yani..

Propylea

Akropolis’in ana giriş kapısı..

Nike Tapınağı

Zafer Tanrıçası Nike’ye adanmış.. Çok güzel. İyon stilde..

Akropolis gerçekten etkileyici..

Akropolis’ten Atina manzarası

Daha önce de güzel bir Akropolis’i ziyaret etmiştik. Bergama Akropolisi için tıkla..

♥♥

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir